20.Yılında Türkiye’de Özelleştirme Gerçeği

 

Sempozyumun Amacı:

 

Kapitalist “Küreselleşme” sürecinin önemli bir aracı olan ve özellikle 1980’li yıllardan sonra Dünya Ölçeğinde dayatılan politikalardan biri “Özelleştirme”; dar anlamda, devletin iktisadi faaliyetlerini gerçekleştiren kamu iktisadi teşebbüslerinin yani KIT’lerin mülkiyetinin özel sektöre devredilmesi”, geniş anlamda, “ devletin iktisadi faaliyetlerinin azaltılması ya da bu fonksiyonunun tümüyle serbest piyasa koşullarına devredilmesi “ olarak  tanımlanmaktadır. KiT’lerin yönetim ve mülkiyetinin özel kesime devredilmesini, kamu hizmetlerinin özel kesime ihale edilmesini, kamu hizmetlerinin fiyatlandırılmasını, kurumsal serbestleşmenin sağlanmasını içeren Özelleştirmelerin; ülkemizde yasal altyapısının oluşturulmasına 1983 yılı sonrasında başlanmış, 1984’de 2983 sayılı yasa. 1986’da 3291 sayılı yasa, 1990–94 arası bir dizi KHK, 1994’te 4046 sayılı Özelleştirme Yasası çıkarılmış; Dünya Bankası desteğiyle 1985 yılında “Özelleştirme Ana Planı” hazırlanmıştır.

 

Özelleştirme çalışmaları, 1984 yılında kamuya ait yarım kalmış tesislerin tamamlanması veya yerine yeni bir tesis kurulması amacı ile özel sektöre devir uygulamaları ile başlamış; 1985 yılından itibaren hız kazanan program çerçevesinde, günümüze kadar 183 kuruluşta hisse senedi veya varlık satış/devir işlemi yapılmış, bu kuruluşlardan 171’inde hiç kamu  payı kalmamıştır.  Kısmen özelleştirme gerçekleştirilen diğer 12 kuruluşta ise halen kamu payı bulunmaktadır.
Özelleştirme ülkemize uluslararası kuruluşlarca dayatılan ve ülkemiz gerçeğiyle uyumlu olmayan bir uygulamadır. Özelleştirme, demokrasiyi azaltan, ekonomiyi küçülten, çalışanları örgütsüzleştiren, işsiz bırakan, yoksul kesimleri eğitimsiz, sağlıksız ve sosyal güvencesiz bırakan, ülkemizi sömürgeleştiren bir uygulamadır.

 

Küreselleşen dünyada, bir yandan bir avuç azınlığın denetimindeki uluslararası sermaye, tüm insanlığın kaderi üzerinde her türlü demokratik ve toplumsal denetimden uzak bir biçimde kurduğu egemenliğini görülmemiş boyutta yaygınlaştırmış ve yoğunlaştırmıştır. Borç kıskacına alınmış olan ülkelerin iktidarlarına kendi ülkelerine ihanet anlamına gelen kararlar aldırtmıştır. Bu yüzden özelleştirmeyi engelleme çabaları örgütlenirken diğer taraftan iktidarların bu yüzü teşhir edilmelidir.

 

İnsanlarımızın yaşam alanlarını doğrudan etkileyen bu süreç, “neyin ne kadar özelleştirildiği” ve “özelleştirmenin ulusal ekonomiye ve topluma ne getirdiği” boyutlarında yeterince sorgulanmamıştır. Yirmi yılı aşkın bir süredir devam etmekte olan neo liberal saldırılara karşı emekten yana güçlerin tepkileri ya sektörel bazda kalmış, ya da çok cılız düzeyde olmuştur.

Bugün durum çok daha kritiktir. Uluslararası tekeller ülkemizin kritik sektörlerine yönelmiştir. Ülkemize dayatılan bu oldu bitticiliğe karşı tüm toplumsal kesimler, sendikalar, meslek kuruluşları, kitle örgütleri ve aydınlar ülkemizin 80 yıllı aşkın değerlerini korumak için bir güç ve eylem birliği içine girmelidirler. Bir yandan mevcut kazanımların korunması çabası verilirken diğer yandan etkin bir karşı propaganda çalışması yapmalıdır.

 

Bu amaçla, TMMOB’nin önerisi üzerine, ilki Ocak 2005 tarihinde olmak üzere, TURK-IŞ, HAK-iş, DISK, KESK, TTB ve KİGEM ile birlikte yapılan bir dizi toplantıda, özelleştirmeye karşı verilecek mücadelenin emek örgütleri ile birlikte olması gerektiği kararlaştırılmış, emek örgütleri ile özelleştirmelere karşı ortak tepki veren bir yapının oluşturulmasına yönelik çalışmalar  başlatılmıştır.

 

Ortak mücadele sürecinin ilk somut adımı; 26–27 Mayıs 2005 tarihlerinde, Ankara’da,   emek ve meslek örgütleri ile birlikte yapılacak, “20.Yılında Türkiye’de Özelleştirme Gerçeği” Sempozyumu olacaktır.

 

Özelleştirmelerin “ideolojik” boyutundan, “sektörel bilançolara” değin, somut gerçek” lerin gündeme taşınacağı “Sempozyum”da; emek örgütlerinin üyeleri ve uzmanları, bilim insanları ve basın emekçilerinin hazırlayacakları çağrılı bildiriler ile sektörel raporların sunumu gerçekleştirilecek, “Forum” ortamında “duyarlı her yurttaş”a söz verilecektir.

 

Sempozyumun hedefi; ”Sempozyum Bildirgesi”nde de belirtileceği üzere, Özelleştirme karşıtı bir çalışma anlayışının oluşturulması ve “yaşatılan yıkım”ın “birlikte” geri püskürtülmesidir.  

                                                                                                                                        

Sendikamız Adına Araştırma Uzmanımız Ayfer EĞİLMEZ bir sunum yapmıştır. Kendisine Aşkın SÜZÜK yardımcı olmuştur. Şubemiz Sempozyumda stant açmıştır.