Ankara Şubemiz 1 Mayıs alanlarında...

 

İşçilerin ve emekçilerin uluslar arası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olan 1 Mayıs Ankara'da da Sıhhiye Meydanı'nda kutlandı. 1 Mayıs'ı kutlamak amacıyla Ankara’da Sıhhiye Meydanı'nı dolduran işçiler, kamu emekçileri, kadınlar, öğrenciler, emekliler, işsizler taleplerini haykırdılar. Ankara Şubemizde örgütlü Petrol-İş üyeleri de 1 Mayıs kutlamalarına yoğun bir katılım gösterdi.

 

Sıhhiye Meydanı'nın dolmasından sonra 1 Mayıs Tertip Komitesi adına kürsüye gelerek açış konuşmasını yapan Ankara Şube Başkanımız Mustafa Özgen şunları söyledi:

 

“Bu meydanı dolduran işçiler, kamu emekçileri, kadınlar, öğrenciler, emekliler, işsizler, emek dostları... Hepinizi 1 Mayıs Tertip Komitesi adına en içten sevgi ve saygılarımla Selamlıyorum....Hepiniz Hoş geldiniz…

 

Kardeşlerim;

Bizler bu ülkenin işçileri, kamu emekçileri, meslek sahipleri, emeklileri, işsizleri, yoksulları olarak tüm dünya emekçileriyle birlikte 1 Mayıs’tayız,  Emeğin bayramındayız.

 

Barış için, özgürlük için, demokrasi için, ekmek için, daha güzel bir dünyada sömürüsüz, baskısız, insan onuruna yaraşır bir yaşam için birlikteyiz.

 

Her türlü baskıya inat, haklarımız ve özgürlüklerimiz için dayanışma içindeyiz. Sosyal adalet, eşitlik, bağımsızlık ve sendikal haklarımız için 1 Mayıs 2010’da, başta Taksim olmak üzere alanlarda, omuz omuzayız.

 

Emekçilerin uluslar arası birlik, mücadele ve dayanışma gününü, emeğin bayramı 1 Mayıs’ı hep birlikte barış içinde, kardeşçe kutluyoruz.

 

1 Mayıs 2010’u;  124 yıl öncesinde olduğu gibi,  güvencesiz ve kuralsız çalışmanın yaygınlaştığı koşullarda karşılıyoruz.

 

Emekçilerin yarısı kayıt dışında çalışıyor. Esnek, güvencesiz ve kuralsız çalışma kural haline geliyor.

 

4-B/4-C uygulamasına, kölelik düzenine mahkûm ediliyor.

 

Sendikasızlaştırma yaygınlaşıyor, sendikal örgütlenmenin önüne engeller çıkarılıyor. Örgütlenen işçiler işten atılıyor.

 

Başta madenler olmak üzere, iş kazası adı verilen cinayetler durmak bilmiyor.

 

Biz sosyal adalet, eşitlik ve demokrasi istiyoruz.

 

Özgürlükçü, eşitlikçi sivil demokratik bir anayasa ve yasalar istiyoruz.

 

Tüm çalışanların grevli toplu sözleşmeli sendikal haklara sahip olduğu bir Türkiye için sesimizi yükseltiyor, demokrasiden ve sosyal devletten vazgeçmeyeceğimizi bildiriyoruz.  

 

1 MAYIS’TA SIHHİYE MEYDANI’NDAN BİR KEZ DAHA HÜKÜMETE SESLENİYORUZ;

 

  • 1 Mayıs 1977’de kaybettiklerimizin faillerinin bulunmasını ve adalet önüne çıkarılmasını istiyoruz.

  • İşsizliğin önlenmesini istiyoruz.

  • Kiralık işçilik düzenlemesinden vazgeçilmesini istiyoruz.

  • Kıdem Tazminatı hakkımıza dokunulmamasını istiyoruz.

  • 4-B/4-C  ve benzeri uygulamalardan vazgeçilmesini istiyoruz.

  • İşsizlik Sigortası Fonu'nun işsizler için daha etkin kullanılmasını istiyoruz.

  • Vergi adaletsizliğinin giderilmesini istiyoruz.

  • Sağlık ve Sigorta haklarımızdaki mağduriyetin giderilmesini istiyoruz.

  • Asgari Ücretin insan onuruna yakışır olmasını istiyoruz.

  • İş Sağlığı ve Güvenliği önlemlerinin arttırılmasını istiyoruz.

  • Anti demokratik yasaların değiştirilmesini istiyoruz.

  • Örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını  istiyoruz.

  • Taşeronlaşma ve kayıt dışı ekonominin engellenmesini istiyoruz.

  • Özelleştirmelerin durdurulmasını, sosyal devletin daha etkin olmasını istiyoruz.

  • Emekçilerin sesine kulak verilmesini istiyoruz.

 

Kardeşlerim;

1 Mayıs 2010’da, bugün  bu taleplerimizi, bir araya gelen altı konfederasyonumuz ile birlikte ülkemizin bütün alanlarından haykırıyoruz.

 

Emekçiler, 2 Mayıs sabahı, bu taleplerimizin hayata geçirilebilmesi için, ciddi ve samimi bir mücadele programına ihtiyaç duymaktadırlar.

 

Artık, kısır çekişmeleri ve önyargılarımızı bir kenara bırakarak yükselen işçi ve emekçi mücadelesinin sesine kulak vermeli ve buna önderlik etmeliyiz. Zaman birleşe birleşe güçlenmek ve kazanmak zamanıdır.

 

AKP Anayasa değişikliği için gidilmesi muhtemel bir referandumda, ya da erken bir genel seçimde milyonlarca emekçinin oyuna ihtiyaç duymakta, bu nedenle de ikiyüzlü bir tavır sergilemektedir.

 

Ancak, işsiz ve yoksul milyonlar, kuralsız ve güvencesiz çalışmaya zorlanan emekçiler, sermayenin doymak bilmeyen kâr hırsına kurban edilen ve kölelik koşullarında çalışmaya zorlanan işçiler bu oyuna gelmeyeceklerdir.

 

1 Mayıs işte bu nedenlerle 26 Mayıs Grevinin de bir provası niteliğinde gerçekleşmektedir.

 

Hepimiz, altı emek örgütünün ortak hareketine ve mücadele birliğine katkı koymak zorundayız.. Saldırılara ancak bu şekilde dur diyebilir, taleplerimizi bu şekilde hayata geçirebiliriz.

 

2010 1 Mayıs’ı yükselen emek mücadelesinin kazanım ile taçlanacağı sürecin miladı olacaktır.

 

Bu duygularla hepinizin Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Gününü kutluyor, Hepinize en içten sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum.

 

Yaşasın 1 Mayıs!

Yaşasın İşçilerin ve  Emekçilerin Birliği!

Yaşasın İş, Ekmek, Özgürlük Mücadelemiz!