PETKİM, TÜPRAŞ, ERDEMİR... Türkiye'nin Geleceği Satılıyor...

 

Alev Çoşkun

Cumhuriyet /11.05.05

 

Özelleştirme, ama nasıl olursa olsun özelleştirme diyerek bu önemli kuruluşlar satılırsa, bunun anlamı, ülkemizin geleceği satılıyor ve ipotek altına alınıyor olacaktır.

 

AKP hükümeti bu yıl son derece önemli özelleştirmeler yapacak. TÜPRAŞ, Tekel, PETKİM, ERDEMİR, Seydişehir Alüminyum haraç mezat satılacak. Oysa bu kuruluşlar, kâr eden, Türkiye'nin gözbebeği, can damarı kuruluşlardır. Öyle anlaşılıyor ki içeriden ve dışarıdan kimilerinin ekmeğine yağ, hem de ballı yağ sürülecek. Yaşamsal önemdeki bu kuruluşlar elimizden çıkarılacak...

 

Türk ekonomisi PETKİM, TÜPRAŞ, ERDEMİR gibi son derece önemli kuruluşlara muhtaçtır. Bu kuruluşlar ülke ekonomisinin lokomotifleridir. Bu kuruluşlara kısaca göz atalım:

PETKİM: 2002 yılında başlatılan modernleştirme kapsamında bu yıl dahil, PETKİM'e kendi özkaynaklarından 400 milyon dolar yatırım yapılmıştır.

 

PETKİM geçen yılı 1.1 milyar dolar ciro ve 62 trilyon TL net kârla kapatmıştır.

PETKİM 2005 yılında kapasitesini ve fiziksel üretimini yüzde 30 arttırırken 2003 yılına göre personel sayısını yüzde 12 oranında azaltmıştır. Böylece, üst düzeyde verimli bir yapıya kavuşmuştur.

 

Türkiye, 2004 yılında plastik maddeler dışalımı için 2.5 milyar dolar ödedi. Bugünkü verilere göre, 2015 yılında 10 milyar dolarlık plastik dışalımı yapmak zorundayız. Dünyanın bütün petrokimya kuruluşları, Türkiye'nin bu konudaki dinamik pazarında pazar paylarını arttırmak için oldukça yoğun bir çaba içerisindedir. Bu ağır rekabet koşulları içinde çalışan PETKİM, verimliliği ön plana çıkarıyor, başarılı bir düzey tutturuyor. PETKİM'in ürettiği ürünler için Türk piyasasında tam bir talep varken neden bu kuruluşu satmak için uğraşıyoruz?

 

PETKİM'in yüzde 34.5'lik bölümünün satılmasına başlanıldı. Halka arz edilecek hisselerin dört katı talep geldi. Halka arzdan 287.7 milyon dolar elde edildi, yabancılar ise 205 milyon dolarlık hisse aldı.

 

1986-2004 döneminde Türkiye GSMH artışını yüzde 48.3 oranında gerçekleştirirken aynı dönemde ''termoplastik'' ürün talebi yüzde 534 oranında artmıştır. Dolayısıyla, PETKİM Türkiye'de çok hızlı büyüyen bu sektörde en büyük üreticidir. Dolayısıyla, fiyat belirleme avantajına sahiptir.

 

PETKİM'de son yıllarda yapılan çalışmalar sonunda işgücü verimliliğinde ve üretim maliyetlerinin düşürülmesinde çok başarılı sonuçlar elde edilmiş ve 2004 yılında, bir önceki yıla oranla satış miktarı yüzde 13, satış cirosu da yüzde 37 oranında artış göstermiştir.

 

PETKİM katma değeri yüksek ürünler üreten, Türkiye'nin en büyük petrokimya tesisidir. PETKİM'in, bünyesinde, etilen, polietilen, polipropilen gibi maddelerde üretim yapan 12 fabrikası vardır. Kuşkusuz bu derece üst düzey olanaklara sahip olan PETKİM yabancıların gözdesi olmuştur.

 

TÜPRAŞ'a gelince...

 

TÜPRAŞ, yarattığı katma değerde Türkiye ekonomisinin lokomotifi konumundadır. TÜPRAŞ Avrupa'nın 7. büyük rafinerisi olup Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşudur.

TÜPRAŞ'ın toplam aktifleri 4 milyar dolar, özsermayesi 2.4 milyar dolardır. TÜPRAŞ 16.1 milyar dolar cirosu ile 8.2 milyon dolar katma değer yaratmaktadır.

 

TÜPRAŞ'ın yüzde 65 hissesinin 1 milyar 302 milyon dolar karşılığında Tatar-Zorlu ortaklığına satışına ilişkin ihale, Petrol-İş Sendikası'nın açtığı 4 dava sonucunda Danıştay tarafından durdurulmuştur. Daha sonra TÜPRAŞ'ın yüzde 14.76'sı için son günlerde toptan yapılan satış işlemi yine Petrol-İş'in açtığı dava ile karşı karşıyadır.

 

TÜPRAŞ ve İGSAŞ işçileri geçen hafta, geç işbaşı yaparak TÜPRAŞ'ı sattırmayacaklarını belirttiler, TÜPRAŞ'ın Aliağa ve Kırıkkale tesislerinde eylemler başladı. Petrol-İş aynı zamanda TÜPRAŞ'ın blok satışına ilişkin iptal davalarını yürütmeye başladı.

 

Seydişehir Alüminyum tesisleri de bugünlerde satılmak isteniyor. Özelleştirme ile ilgilenen ve Seydişehir'e gelip tesisleri gezmek isteyen talipliler tepkiyle karşılaşıyorlar. İşçiler aileleriyle birlikte fabrikanın önüne çıkarak ''Seydişehir vatandır, satılamaz, emeğe uzanan eller kırılsın'' sloganlarıyla bu gelenleri karşıladılar.

 

ERDEMİR

 

AKP hükümeti Ereğli Demir-Çelik'i (ERDEMİR) satmak için hazırlıklar içerisindedir. Özelleştirme İdaresi'nin ERDEMİR'deki yüzde 46'lık hissesi için düşünülen rakam 1 milyar dolar civarındadır.

Ama ERDEMİR neden satılmak isteniyor? Zarar mı ediyor? Hazine'ye yük mü veriyor? Teknolojisi mi eskidi? Hayır.

 

AKP için satılsın da ne olursa olsun, Hazine'ye bir miktar para gelsin zihniyeti baş tacıdır. Mirasyedi anlayışı ve davranışı...

 

Oysa ERDEMİR grup olarak, yani İSDEMİR ve diğer fabrikalarıyla birlikte dünyanın en büyük 8. çelik üreticisi... Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun birincisi... Uluslararası çeşitli kalite ödüllerinin sahibi. Ülkemize yüz milyonlarca dolar döviz kazandıran otomotiv ve gemi yapım sanayimizin en temel hammaddesi olan düz sacı üreten fabrika, yalnızca bu amaçla geçen yıl 350 milyon dolar yatırım yapmış. Vergiler çıkıldıktan sonraki yıllık net kârı 650 milyon dolar. Kısacası bu fabrikaya ilişkin olumsuz en küçük bir söz söylemek mümkün değil.

 

Olayın bir başka acı tarafı, marka, müşteri portföyü vs. dikkate alınmasa dahi bugünkü değeri en az 8 milyar dolar olan ERDEMİR'in yarı hissesinin bu fiyatın dörtte birine satılmak istenmesidir.

ERDEMİR'in önemini, satışının bir felaket olacağını ulusal bir çığlık olarak Güngör Uras ortaya attı (Milliyet, 20.4.2005). Uğur Civelek , ERDEMİR'in ''Türkiye'deki ortalama performansının çok üzerine çıkmış bir kurum niteliği taşıdığını, kamuya yük olmadığını, küresel düzeyde rekabet ederek ayakta kaldığını, bu şartlarda Ereğli halkının direneceğini'' belirtti (Radikal, 22.4.2005). Yine Radikal'de Yiğit Bulut da aynı noktalara değinmektedir. Ali Sirmen ve Ali Külebi , Cumhuriyet' te ERDEMİR'in satışının ''Türkiye'nin geleceğinin satışı'' ile özdeşleştiğini vurguladılar.

 

Dikkat edilirse, AKP tarafından satılmak istenilen kuruluşlar hep Türkiye'nin en önemli ekonomik kuruluşlarıdır.

 

Oysa özelleştirme akımı başlayınca, bu akımın en temel amacı şöyle özetleniyordu:

''Eski, verimsiz ve zarar eden işletmeler satılacaktır. Böylece yararsız faaliyetlerden kurtarılacak olan devlet, eğitim, sağlık ve altyapı yatırımları gibi temel hizmetlere yönelecektir.''

 

Oysa zaman ilerledikçe bunun tersi oldu. Bugün zarar eden kuruluşlar değil, tam tersine, kâr eden, en modern, en verimli hem de ulusal ekonomi için son derece önemli kuruluşlar satılmaktadır.

 

Bu yazımda ileriye sürdüğüm hususlara karşı çıkacak olan küreselleşmeci İkinci Cumhuriyetçilere, onların anlayacağı yanıtları şimdiden vermek istiyorum.

 

İtalya'da petro kimya sektöründe faaliyet gösteren dev kuruluş ENI'yi İtalyan hükümeti neden özelleştirmiyor? Fransa'da otomotivte dev üretim yapan, 26 ülkede fabrikaları olan Renault'nun yüzde 35 altın hissesi devletin elindedir, neden bu hisseleri satmıyorlar, özelleştirmiyorlar?

Bulgaristan'ın en büyük demir-çelik tesisi Kremitovtsi'nin özelleştirmesinde en yüksek fiyatı veren ERDEMİR olduğu halde bu ihale neden iptal edildi? Bu iptalin ''Bulgaristan'ın çelik tesislerinin, Türk kuruluşlarının eline geçecek olması ulusal çıkarlara aykırı olacaktır'' gerekçesiyle iptal edildiği bilinmektedir.

 

Federal Devlet'in bir KİT'i olan, yılda 36 bin megavat elektrik üretimi ile ABD 'nin en büyük elektrik üretici kuruluşu olan TVA 'yı ABD hükümeti neden özelleştirmiyor? Buradan küreselleşmeci liboşlara soruyorum, TVA'nın özelleştirilmesini istemenin ABD'de ulusal çıkarlara aykırı davranmak olarak algılandığını biliyor musunuz?

Yoksa Türkiye ABD'den daha da ileri bir kapitalist ülke midir?

 

Uluslararası rekabet

 

Türk çelik devi ERDEMİR'i almak için uluslararası şirketlerin birbirleriyle yarıştıkları dünyanın en büyük 3 çelik üretici şirketin, Mittal, Arcelor ve US-Steel olduğunu biliyor musunuz?

Bunlardan birinin eline geçecek olan ERDEMİR, rekabet açısından Türkiye için felaket olacaktır. Sanayimiz susacaktır.

 

Özelleştirme, ama nasıl olursa olsun özelleştirme diyerek bu önemli kuruluşlar satılırsa, bunun anlamı, ülkemizin geleceği satılıyor ve ipotek altına alınıyor olacaktır.

Bugün bu özelleştirmeleri iştiyakla yapmak isteyenler, yarın hangi niteliklerde anımsanacaklardır?..

Tarih ulusal çıkarlara aykırı hareket edenleri affetmez. Milli kuruluşları satmak ve elden çıkarmak isteyenler, gelecek nesiller tarafından nasıl yargılanacaklarını hiç unutmamalıdırlar...