BEREC'TEN FLORMAR'A

Petrol-İş'in yetmiş yıllık

tarihinde kadınlar

 

Selgin Zırhlı Kaplan

1950'de kurulduğu günden bu yana pek çok konuda değişimler yaşayan Petrol-İş'in yetmiş yıllık tarihinde kadınlar açısından dönüm noktası sayılabilecek pek çok olaya ve girişime rastlıyoruz. Petrol-İş'in tarihinde, kadınların sendikal etkinliklere aktif katılımlarının sendikanın kadın politikalarına da yansıdığını görüyoruz. Petrol-İş yayınları, kurul raporları, bildiriler vs. tarayarak derlediğimiz bu çalışmayla geçmişten günümüze Petrol-İş'li kadınların tarihini özetlemeye çalıştık.

11 Eylül 1950 yılında akaryakıt işçilerini örgütleyerek çalışmalarına başlayan Petrol-İş, zamanla pil, kimya, boya ve ilaç sektöründe gerçekleştirdiği örgütlenmelerle kadın üyeleri de bünyesine almaya başladı. Sendikanın ilk yayınlarında, kadın işçilerin daha çok analık haklarıyla ilgili belgelere rastlıyoruz. 

Petrol-İş tarihinde, kadınlara dair karşımıza çıkan ilk yazılı belge, yönetim kurulu kararıyla 13 Haziran 1951 tarihinde yayınlanan basın bülteni. Petrol-İş Sendikası'nın çalışma yaşamının iyileştirilmesine dair 19 talebi arasında yer alan 6. ve 7. maddeler, üye ve üye eşi kadınları ilgilendiriyor. Bu maddeler, analık haklarıyla ilgili önemli talepler içeriyor:

"Bölge Dispanserinde Ebe Bulunmazsa...

6. Hastalık ve Analık Sigortaları Yasasının 16. maddesinin bekar-evli ayrımı yapmasının sona erdirilmesi. (Not: 5502 sayılı yasaya göre, sağlık müessesine yatırılmak suretiyle bakım sağlanan sigortalıya günlük kazancının üçte biri veriliyor, sigortalının geçimlerini sağladığı kişiler bulunuyorsa, ödenek günlük kazancın yarısına çıkarılıyordu.)

7. Doğum hallerinde bölge dispanserlerinde ebe bulunmadığı vakitler işçiler hayati tehlike geçirdiği için, işçi eşlerinin zarar görmelerinin engellenmesi."

1960’lı yılların sonlarına doğru, ilaç laboratuvarlarında ve fabrikalarında kadın işçilerin sayıca artmaya başladıklarına ve sendika temsilcisi olduklarına tanık oluyoruz. Kadınların sendikada aktif rol almalarının sendikanın kadın politikalarına büyük etkisi olduğunu görüyoruz.

Petrol-İş'in İlk Grevi: Berec Grevi (7 Aralık 1964 - 16 Ocak 1965)

Altmışlı yıllardan itibaren, kadın işçilerin çoğunlukta olduğu işyerlerinde kadınların öne çıktığı ve kararlılıkla katıldıkları pek çok greve tanık oluyoruz. Bunlardan ilki ve en önemlisi, Petrol-İş'in gerçekleştirdiği ilk grev olması ve aynı zamanda büyük ölçüde kadın grevi olması bakımından önem taşıyan Berec Grevi'dir. 41 gün süren Berec grevi, aynı zamanda uluslararası destek alan ilk grev olma özelliğine de sahip.

1100 işçinin çalıştığı Berec pil fabrikasında, işçilerin 790'ı kadınlardan oluşuyordu. Kadın işçilerin hepsi göçmen olarak gelmişti İstanbul'a. O dönem gecekondu bölgelerinden biri olan Gaziosmanpaşa'da yaşıyordu çoğu. Geçim standartlarının oldukça düşük olduğu koşullarda, işçileri uzun süredir asgari ücretin altında çalıştıran işveren, ücret artışı konusunda direnç gösteriyordu. 7 Aralık 1964'de greve çıkıldı. 41 günlük kararlı mücadelenin ardından grev başarıyla sonuçlandı.

Grevde kadınların öne çıktığı olaylardan birisi, grev önlüklü iki genç kadının zamanın İstanbul Valisi Niyazi Akı’nın makam otomobilinin önüne atlayarak onu içeri almamasıydı. Bu kadınlardan biri 16 yaşındaki  Fikriye Odaman’dı. Fikriye Odaman grevden sonra 1966 yılı Temmuz ayı içinde Türk-İş aracılığıyla düzenlenen bir eğitim için Petrol-İş tarafından Amerika’ya gönderildi. Orada Türkiye’den giden diğer sendikacı kadınlarla birlikte 6 haftalık sendikal eğitim aldı.

Kadın grevcilerin çalışma koşullarıyla ilgili anlattıklarından grevdeki kararlı tutumlarını görebiliyoruz: "Ben Safiye Sarafoğlu, 17 yaşındayım. 3 yıldır Berec’de çalışırım. Kazancım 1O günde 85 liradır. Ben de kömür dairesinde çalışırım. Ben de vücudumu arap sabunu talaş karışımıyla yıkarım. Erkek arkadaşlarımız sıcak suda yıkanır, biz ise soğuk suda. Evimiz fabrikaya 45 dakika uzaklıktadır. Arkadaşım Sevinç'le gider geliriz. Sevinçle iyi arkadaşız Pazar günleri onunla beraber dantel öreriz. Ama çeyiz için değil para için yaparız bunu."

14. 7. 1969 Tarihli İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulları Hakkında Tüzük* ve Kimya Sektöründe Kadın İşçiler

1969 yılı Petrol-İş Dergisi'nin Kasım ayında çıkan ikinci sayısında, "Sağlık Kurulları" başlıklı bir yazıda, özellikle kimya sektöründe çalışan kadın işçilerin gelişigüzel çalıştırılmalarının önüne geçilmesi ve kadın işçilerin haklarına tam anlamıyla sahip çıkılması gerektiği vurgulanarak, kadın işçilerin sağlığını yakından ilgilendiren hükümlere yer veriliyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulu'nun görevlerinin ele alındığı yazıda, 14.7.1969 tarihinde yürürlüğe girdiği halde işverenlerin uygulamaya yanaşmadıkları tüzük hükümlerinin arasında kadın işçilerin çalışma şartlarını düzenleyen, servis kullanımından gece postalarında çalışmaya, süt izninden doğum iznine, emzirme odalarından kreş hakkına kadar pek çok madde yer alıyor:

Kadın işçilerin ağır ve tehlikeli işlerle, beceriklilik, çabukluk ve sür'at isteyen işlerde gece postalarında çalıştırılmaları yasaktır. 18 yaşından küçük kadın işçiler gece postalarında çalıştırılamazlar. Gece postalarında çalıştırabilmek için de, Sigortadan çalışabileceğine dair rapor alınması zorunludur.

İşyeri Belediye hudutları içinde olmakla beraber, posta değişim saatlerinde, normal vasıtalar yoksa, İşveren kendi vasıtaları ile kadın işçileri getirip götürmeğe mecburdur.

Doğum tarihinden itibaren 6 ay süre ile, emzikli kadın işçiler, çalıştırılamazlar. Bunların gündüz çalıştırılması mecburidir. Bu takdirde de kreşler tesisi lazımdır.

Karı koca aynı işyerinde çalışıyorsa, dilerlerse, ikisi de aynı gece postasında çalıştırılırlar.

Bütün bu hususlar, işverenin müracaatı üzerine Çalışma Müdürlüğü'nce incelenir ve izin verilir. Çalışma Müdürlüğü şartlara aykırılık görürse izni iptal eder. Çalışma Müdürlüğü'nden izin almadan, kadın işçilerin gece çalıştırılması yasaktır.

Emzikli kadınlara, İş Kanunun 64. maddesi gereğince verilecek ara dinlenmelerde önce ve sonra iki defa yarımşar saatlik izin verilir. Bu sürelerin yirmişer dakikası emzirmeye ayrılır. Bu süreler iş sürelerinden sayılır.

100'den fazla kadın işçi çalışan yerlerde, çalışma yerinden ayrı bir emzirme odası kurulur. Bunun iş yerinden uzaklığı 250 metreyi geçemez. Emzirme odaları ve kreşlerin bütün masrafları, işçiyi katmaksızın, işveren tarafından yapılır.

* İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulları Hakkında tüzük (6/11974., RG. 14.7.1969/13248)

Ataş Temizlik İşçileri Grevi (3 Eylül 1970)

Ataş Rafinerisi Temizlik İşleri Müteahhitliği'ne bağlı olarak çalışan temizlik işçileri için yürütülen toplu sözleşme görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine bu işyerinde grev kararı alındı. Kadın işçilerin çoğunlukta olduğu temizlik işçilerinin grev kararından sonra, Ataş firması müteahhitle olan sözleşmesini feshetti, konu mahkemeye taşındı. 3 Eylül 1970 tarihinde başlayan grev, Ataş işvereninin Mersin İş Mahkemesi'ne yaptığı grevin kanunsuzluğuna dair başvurusunun kabul edilmesi üzerine sona erdi. Grev nedeniyle işten çıkarılan temizlik işçilerinden bazıları başka işler buldu, bir bölümü  işkolu görüşmeleri sırasında Ataş'la anlaşmaya varılarak işe alındı.

İzmir DYO Fabrikası'nda İmzalanan Toplu Sözleşme ve Kadın İşçiler (1970)

Ekim 1970 tarihinde İzmir Durmuş Yaşar Boya fabrikasında uzun süren görüşmeler neticesinde işkolu seviyesinde toplu sözleşme imzalandı, ücretlerden sosyal haklara pek çok mesele işçileri memnun edecek şekilde neticelendirildi. DYO ile imzalanan toplusözleşmeye işçi güvenliğiyle ilgili maddeler de eklendi. Hem işyeri hem işkolu düzeyinde imzalanan toplu sözleşmede kadın işçiler de unutulmadı. Aile zammıyla ilgili madde, dönemin sözleşmelerine göre, ileri bir talep olarak kabul edilebilir: "Aile zammından dul ve aile reisi durumunda olan kadın üyelerimiz de istifade edeceklerdir."

İzmir DYO Toplusözleşme Görüşmelerinde Anlaşmazlık ve Kadın İşçilerin Siyah Eşarplı Protestosu (Aralık 1971)

1970'deki başarılı toplu sözleşmeden sonra, 71 yılı Aralık ayında İzmir DYO'da sözleşme yenileme görüşmeleri başladı. Uzun süren görüşmelere rağmen, Petrol-İş'in hayati bulduğu 12 maddede anlaşma sağlanamadı. İşverenin katı tutumunu ve işçilere yönelik saygısız davranışlarını protesto etmek amacıyla erkek işçiler sakal bırakırken, kadın işçiler de siyah eşarp taktılar. Haftalar süren görüşmelerden sonra uyuşmazlık zaptı tutuldu, uyuşmazlık kurulu toplantıları da sonuç vermeyince, 4 Şubat 1972 grev kararı alındı. Aynı gün işveren  lokavt kararını duyurdu. İşçiler, işyerinde yemek yemeyi redeti. Sendikanın ısrarlı tutumu sonucu, 9 Şubat günü uzlaşmaya varıldı.

 

14. Genel Kurul Kararı (9-11 Nisan 1972)

Petrol-İş Sendikası’nın 9-11 Nisan 1972 tarihleri arasında yapılan 14. Genel Kurulu'nun çalışma raporunda "Yaklaşım ve Öneriler" bölümünde Türk-İş Sendikaları için sunulan önerilerden dördüncüsü, kadın ve gençlik kollarının kurulması gerektiğine dairdi. Gençleri ve kadınları örgütleyen sendikaların başarıyı yakalayacağını belirten önerinin tam metni şöyle:

"4 - Kadın ve Gençlik Kolları Kurulmalıdır: Toplumun her katında olduğu gibi, işçi hareketi içinde de, gerek genç işçilerin, gerek kadınların, olayları görüş açıları değişik olabilmektedir. Bu görüşleri açıklıkla bilmekte yarar vardır. Gençler ve kadınlar toplumun aktif unsurlarıdır. Onların inançla ve organize bir güçle katılacakları hareketlerin başarı şansı fazla olacaktır."

Pastör Kimya Grevi (14 Ağustos 1972 - 26 Ocak 1973)

İstanbul'da bulunan Pastör Kimya işyerinde toplu sözleşme görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine 14 Ağustos 1972 günü greve çıkıldı. Çoğu genç kadın işçilerden oluşan Petrol-İş'li grevcilerin kararlı duruşu sayesinde 165 gün dayanabilen işveren, bu sürenin sonunda 26 Ocak 1973 günü sendikanın ve işçilerin taleplerini kabul etti, grev başarıyla sonuçlandı. Grevle ilgili bir haberde yer alan "Gözcü hanım üyelerimiz kuş uçurtmuyor" ifadesi, kadın işçilerin grevdeki kararlı tutumunu gösteriyor.

 

"Grevlerin Şahı" Pilma Tudor (8 Ekim 1973 - 12 Mart 1974)

Kurulduğu altmışlı yıllardan beri sürekli el değiştiren Pilma Tudor pil fabrikasında daha önce 10 Eylül 1970 tarihinde greve çıkılmış, dört gün sonunda anlaşma sağlanmıştı. Ancak 1973 yılına gelindiğinde, sözleşme görüşmeleri yine uyuşmazlıkla sonuçlandı. 220 kadın, 190 erkek işçinin çalıştığı  Pilma Tudor pil fabrikasında grev kararı alındı.

8 Ekim 1973 Pazartesi sabahı grev kararından bir hafta sonra işçilerin tam katılımıyla grev başladı. "Grevlerin Şahı Petrol-İş Grevi" olarak öne çıkan bu grevde kadın işçilerin coşkulu katılımının grevin başarıyla sonuçlanmasında rolü büyüktü. Grevle ilgili tüm haberlerde kadın işçilerden övgüyle söz ediliyordu:

"Çoğunluğu hanım olan üyelerimiz, grevi tam bir birlik beraberlik içinde yürütüyor",

"Grevin başlamasıyla Pilma Tudor fabrikasında üretim tamamiyle durmuştur. Grev başarıyla devam etmektedir. Greve katılan üyelerimizin çoğunluğunu ise hanım ve kız işçiler teşkil etmektedir.",

"Yaşlı kadın üyemiz 'grev gözcüsü' gömleğini giymiş, yaşlılığın getirdiği bükük belini dimdik tutarak fabrikanın kapısında görev başında bayram yapıyor. Küçük hanım kızımız dönme dolaplarda, bayram yerlerinde cici elbiselerini giyip eğlenmesi gerekirken, giydiği 'grev gözcüsü' gömleğiyle grev başında 'Benim için en mutlu bayram bu' diyor."

"Pilma Tudor grevimizi çoğunluğu hanım olan üyelerimiz tam birlik ve beraberlik içinde yürütmekte ve Grev'i bayram yapmaktadır."

Hayat pahalılığı karşısında ücretlerin arttırılması ve kıdem zammı verilmesi, ekonomik ve sosyal haklar; ayrıca iş ve sendikal hakların sözleşmede teminata bağlanması gibi taleplerle başlayan ve 220 kadın işçinin sonuna kadar katıldığı Pilma Tudor grevi tam 155 gün sürdü. 12 Mart 1974 tarihinde anlaşma sağlandı. Çalışanlar, iyileştirilmiş şartlarla ve daha güçlü bir şekilde işlerine döndüler.

 

Tek İlaç Grevi (12 Kasım - 6 Aralık 1973)

1970'lerde Petrol-İş'in örgütlü olduğu işyerleri arasına katılan, İstanbul Şişli Bomonti'de kurulu Tek İlaç Fabrikası'nda görüşmelerin uyuşmazlıkla sonuçlanması ve işverenin katı tutumu sonucu greve çıkılması kararı alındı. 12 Kasım 1973 tarihinde başlayan grev 24 gün sürdü. İşverenin, işçilerin isteklerini kabul etmesi sonucu 6 Aralık 1973 günü anlaşmaya varıldı.

Çoğu kadınlardan oluşan 230 Petrol-İş üyesi Tek İlaç işçisi, grevi başarıyla sürdürdü. Petrol-İş yayınlarında, grevde öne çıkan kadınlardan şu şekilde söz ediliyor:

"Yaşlı kadın üyemiz grev gözcüsü gömleğini giymiş, grev gözcüsü gömleğini giyen diğer genç kız üyemiz ve diğer üyelerimizle, görevlerinin başına geçmişler ve nöbet tutmaya başlamışlardı. Ve yavaş yavaş üyelerimiz fabrikanın önünde toplanmış ve grevi bir bayram havasına, grev yerini de bayram yerine çevirerek, greve başlamışlardı. Üyelerimizin hepsi azimli ve kararlı."

Liba Laboratuvarı Grevi (22 Mayıs 1974 - 17 Haziran 1974)

Daha önce başka bir sendikayla sözleşme imzalayan Liba Laboratuvarı'nda artan memnuniyetsizlikler sonucu işçiler Petrol-İş'te örgütlenmeye karar verdi. Çok düşük ücretlerde çalışmayı sürdürmek istemeyen çoğu kadın Liba Laboratuvarı işçisi, işverenin önerdiği ücreti kabul etmeyerek sözleşmeyi imzalamayı reddettiler, greve çıkma kararı aldılar.

22 Mayıs 1974 günü başlayan greve kadın üyelerin tamamı katıldı. Kadın işçilerin grevde aktif rol aldıkları dönemin yayınlarında grevle ilgili haberlerde sık sık vurgulandı. 29 gün süren grev, işçilerin taleplerinin kabul edilmesi sonucu başarıyla sonuçlandı, 17 Haziran 1974 günü işbaşı yapıldı.

Grevle ilgili bir haberde, kadın üyelerin kararlılığı şu cümlelerle aktarılıyor: "Greve katılan ve çoğu hanım olan üyelerimiz, 'isteklerimiz kabul edilinceye kadar greve devam edeceğiz. Azimli ve kararlıyız' demektedirler."

Eczacıbaşı İlaç Grevi (30 Mart 1977 - 30 Mayıs 1977)

1 Ekim 1976'da başlayan sözleşme yenileme görüşmeleri sırasında anlaşma sağlanamamsı üzerine, çoğu kadın işçilerden oluşan  Eczacıbaşı İlaç Fabrikası'nda 21 Şubat 1977'de grev kararı alındı, 30 Mart 1977 tarihinde greve çıkıldı. İki ay süren grev sonunda, tekrar başlayan görüşmeler neticesinde 1300 kişiyi kapsayan ücret zammı ve sosyal hakları içeren toplusözleşme imzalandı.

1977 Kadın ve Toplum Köşesi

Petrol-İş Sendikası'nın kuruluşunun 27. yılında kadınlar açısından önemli bir girişime tanık oluyoruz. Petrol-İş Dergisi'nin Mart 1977 tarihli 17. sayısında başlayan Kadın ve Toplum köşesi, kadın işçilerin sorunlarını işliyor. Kadın ve Toplum köşesi, derginin giriş yazısında şu şekilde tanıtılıyor:

"Ve bu sayımızdan itibaren sadece bayan işçilerimizin sorunlarının, dertlerinin, istek ve görüşlerinin yer alacağı Kadın ve Toplum köşesini hazırladık dergimizde. Bu köşemizde ilk olarak, ülkemizde ve tüm sınıflı toplumlarda, toplumun en çok ezilen ve sömürülen kesimini oluşturan kadınlarımızın, özellikle çalışan kadınlarımızın genel durumunu anlatmaya çalıştık."

Malazlar Kibrit Grevi (31 Temmuz 1978 - 7 ay)

Önceden MİSK adlı konfederasyona bağlı olan, İstanbul'un Anadolu yakasında kurulu Malazlar Kibrit Fabrikası'nda çok sayıda kadın işçi çalışıyordu. İşçiler üç yılllık sözleşmelerle ağır sömürüye daha fazla dayanamayıp bütün saldırılara rağmen Petrol-İş’e geçtiler. Malazlar Kibrit Sanayii ve Ticaret Şirketi işvereni, 295 işçinin en asgari haklarını bile kabul etmeye yanaşmayan tutumunu belli edince, 31 Temmuz 1978 tarihinde grev başlatıldı. Grev sırasında bir gece yarısı atılan bombayla bile yılmayan işçilerin 7 aylık mücadelesi neticesinde, işyerinde toplu sözleşme imzalandı.

İlsan İlaç Grevi (29 Ağustos 1978 - 7 ay)

İstanbul Esentepe'de bulunan ve Petrol-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu İlsan İlaç Fabrikası'nda kadın ve erkek toplam 120 işçi çalışıyordu. EQ \* jc4 \* hps11 \o\ad(\s\up 11(),[1])Toplu sözleşme görüşmelerinin henüz tamamlanmamasına rağmen, işveren fabrikayı kapatarak işçileri işten çıkardığını açıkladı. Ardından, hammadde bulamadığını öne sürerek lokavt kararı aldığını bildirdi. Petrol-İş Sendikası, bu kararı Bölge Çalışma Müdürlüğü'ne bildirdikten kısa süre sonra müfettişler lokavt kararının sendika nedeniyle alındığını belirledi. Müfettişlerin inceleme sonucunu kullanarak İstanbul İş Mahkemesi'nde işverene karşı dava açan Petrol-İş, 29 Ağustos 1978 tarihinde greve çıkma kararı aldı. 7 aylık kararlı mücadelenin ardından işçiler fabrikaya geri döndüler, grev başarıyla sonuçlandı.

12 Eylül Sonrası İlk Grev: Birleşik Alman İlaç (17 Eylül 1985)

12 Eylül sonrası Petrol-İş'in ilk grevi olma özelliği taşıyan Birleşik Alman İlaç grevine 440 üyemiz katıldı. Beş buçuk ay süren görüşmelerde anlaşma sağlanamaması üzerine Topkapı'da bulunan fabrikanın önünde grev başladı. Baştan sona kadın işçilerin öne çıktığı grevde 12 Eylül'ün etkileri hissediliyordu:  Davul zurna, çadır baraka, pankart slogan yoktu. Kısa sürede ulusal ve uluslararası desteğin merkezi haline gelen Birleşik Alman İlaç grevinin ilk grev gözcüsü Kadriye Kahraman izlenimini şöyle ifade ediyordu: “Bu, grev gözcüsü olarak ilk nöbetim, çok mutluyum. Çoktan beri bu anı bekliyordum. Bu işyerinde ilk grev 1980’de oldu. Sıra bana gelmeden grev bitti. Grevin bir an önce isteklerimiz doğrultusunda sona ermesini istiyorum. Ben de, arkadaşlarım da son derece kararlıyız.” Bir diğer grevci Meliha Canyakmaz şu sözlerle dile getiriyordu grevdeki kararlılığını: "Birleşik Alman işçsi sabırlıdır, azimlidir, deneyimlidir. Mutlaka kazanacağız."

Plastikap Grevi (7 Temmuz - 15 Temmuz 1986)

Petrol-İş'te 12 Eylül 1980'den sonra yapılan üçüncü grev, İstanbul-Sefaköy’de 70 üyemizin çalıştığı Plastikap Plastik San. ve Tic.  A.Ş. işyerinde 7 Temmuz 1986 tarihinde başladı. İşverenin uzlaşmaz tutumu sonucu toplu sözleşme görüşmelerinde 40'ın üzerinde madde üzerinde anlaşmaya varılamaması sonucu grev kararı alındı. Sendikanın taleplerini kabul etmeyen ve '15 bin liradan fazla ücret zammı yapmam' diyen işverenin, bir hafta süren grev sonunda 27 bin liralık zammı kabul etmesiyle 15 Temmuz 1986 tarihinde sözleşme imzalandı ve fabrikada işbaşı yapıldı. Grev başladıktan sonra ilk grev gözcüsü önlüklerini Fatma Güler ile Neriman Dursun giydiler.

Sendikal Hareket İçinde Kadının Yeri Paneli (10 Mart 1990)

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği çerçevesinde Petrol-İş Sendikası tarafından Beşiktaş Anıl Düğün Salonun’da “Sendikal Hareket İçinde Kadın’ın Yeri” isimli bir panel gerçekleştirildi. Panelde "Eşit işe eşit ücret" anlayışının benimsenmesi gerektiği belirtilirken, kadın işçilerin sendikalarda mücadele yürütmesinin önemi vurgulandı. Kadın işçilerin sadece eşlerine destek veren unsurlar olmanın ötesinde kendi dinamik yapıları olduğu, kadınların varlığının sendikal harekete güç katacağı vurgusu tekrarlandı. Kadınların evdeki rollerine ve yüklerine de değinilen panelde, işyerinde çalıştıkları, buna ek olarak analık ve ev işlerini de üstlendikleri, işlerin eşlerle paylaşılmadıkça kadınların kendi sorunlarıyla ilgilenme olanağı bulamayacakları hatırlatıldı.

Panelistlerden, Gripin İlaç işçisi ve Petrol-İş Boğaziçi Şubesi Yönetim Kurulu üyesi İlknur Karaca, kadın işçilerin sendikal hareket içinde aktif olarak rol almaları ve yönetim kademelerine aday olmaları gerektiğini belirten bir konuşma yaptı.

Kadınlar Ön Saflarda: Santa Farma İlaç Grevi (4 Nisan 1991)

Santa Farma İlaç Fabrikası’nda 63’ü kadın, 133 üyemiz bulunuyordu. Kiplas’a bağlı işyerinde idari maddelerde anlaşma sağlanamaması üzerine, 4 Nisan 1991 tarihinde greve gidildi.

1991 yılının Nisan ayında yapılan Santa Farma İlaç Fabrikası Grevi’nde kadınlar grev komitesinde yer aldılar, grev gözcülüğü yaptılar. Greve katılan kadın işçilerle yapılan ve "Kadınlar Ön Saflarda" başlığıyla yayınlanan söyleşide, Santa Farma işyeri temsilcisi Hülya Hıraca, aile ve toplum içinde kadınların farklı türden baskılar yaşadığını şu sözlerle dile getiriyordu:
 "Bizler doğruyu ve yanlışı görebilecek yaşta olmamıza rağmen kendi kararlarımızı kendimiz veremiyoruz. Bizim yerimize hep ailelerimiz karar veriyor. Kendi kişilğimizin gelişmesi için 'Hayır' demesini öğrenmek zorundayız". Ayrıca, işyerlerinde kadın örgütlenmesi gereğine vurgu yapıyordu: “Bütün bu ortak sorunlara karşı öz örgütlenmelerimizi yaratmalıyız. ... Biz grevimiz biter bitmez ilk iş olarak işyerimizde bir kadın birimi oluşturarak, bu doğrultuda çalışmaya başlayacağız.”

 

Türkiye'nin İk Süreli Sendikal Kadın Yayını "Petrol-İş  Kadın Dergisi" (Ocak 2003)

Sendikal dünyada, sü-
reli ilk kadın dergisi Petrol-İş Kadın Dergisi Ocak 2003'te yayın hayatına başladı.

Petrol-İş üyesi ve üye eşi kadınlar için çıkartılan, uzun süre tek sendikal kadın dergisi olmayı sürdüren Petrol-İş Kadın Dergisi'yle birlikte sendikada toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmaları da hız kazandı. Bu sene 17. yılına giren Petrol-İş Kadın Dergisi, yayınlanmaya devam ediyor.

Antalya Serbest Bölge'de Bir Kadın Direnişi: Novamed Grevi (26 Eylül 2006 - 18 Aralık 2007)

Genel Merkezi Almanya’da bulunan çok uluslu tıbbi cihaz üreticisi Fresenius Medical Care’e (FMC) bağlı Antalya Serbest Bölgesi’nde faaliyet gösteren, Petrol-İş Mersin Şubesi'nde örgütlü ve 316 işçinin çalıştığı Novamed işyerinde, 83'ü kadın 85 işçi 26 Eylül 2006 tarihinde greve çıktı. Greve çıkma sebepleri insana yakışır çalışma koşulları ve çoğu kadın olan işçilerin işyerinde uğradıkları cinsiyet ayrımcılığıydı.

Pek çok grevden farklı olarak, Novamed grevi, kadın işçilerin cinsiyetlerinden dolayı yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle uzun süre hem Türkiye'de hem dünyada sendikalardan kadınların ve kadın hareketinin odağında yer aldı.

Ne zaman evleneceklerine, hamile kalıp kalamayacaklarına, ne zaman doğuracaklarına, tuvalete gideceklerine kadar beden haklarına yönelik müdahalelerle karşılaşan kadın işçiler,  kimyasallara bağlı pek çok sağlık sorunu da yaşıyordu. Hakaret ve mobbinge de maruz kalan kadın işçiler, sorunlarının çözümü için sendikalaşmaya karar verdiklerinde işverenin direnciyle karşılaştılar. Petrol-İş'in bu süreçte gösterdiği kararlılık, kadın işçilerin dirençli tutumu, ulusal ve uluslararası sendikal hareketin desteği, sivil toplum örgütleriyle kadın gruplarının dayanışması ile 448 gün süren grevin sonunda 18 Aralık 2007 tarihinde toplusözleşme imzalandı, grev başarıyla sonuçlandı.

Petrol-İş Kadın Öyküleri Yarışması (29 Mayıs 2007)

Ocak 2007'de ilan edilen ve sonuçları 29 Mayıs 2007'de açıklanan "BU KEZ KADINLAR YAZACAK" şiarıyla yola çıkan Petrol-İş Kadın Öyküleri Yarışması şu sözlerle paylaşıldı kamuoyuyla: “Türkiye’de yaşayan insanların büyük bir bölümünü kadın-erkek emekçiler oluşturuyor. Toplum içinde görünmeyenler, edebiyat için de görünmezliklerini sürdürüyorlar. Petrol-İş Kadın Dergisi olarak bu görünmezlikten en fazla nasibini alan kadın işçilerin hikâyelerini açığa çıkarmak için bir “Kadın Öyküleri” yarışması düzenliyoruz. Amacımız, kadınları yazmak konusunda yüreklendirmek ve kadın işçilerin de edebiyata yansıtılabilecek gerçekliklerinin ve iç yaşantılarının olduğunu göstererek, tablonun eksik yönlerinin tamamlanmasına katkıda bulunmak...” Yarışmaya Türkiye’nin her bölgesinden ve yurtdışından 345 kadın, 498 hikâye ile katıldı.

Yarışmada dereceye giren ve yayınlanmaya değer bulunan öyküler aynı yıl, "Anlatılan Bizim Hikâyemiz" adıyla Petrol-İş Yayınları tarafından kitap haline getirildi.

Petrol-İş'te Toplumsal Cinsiyet Eğitimleri Başladı (14 Nisan 2009)

14 Nisan 2009 tarihinde Petrol-İş'te toplumsal cinsiyet eğitimleri verilmeye başlandı. Aktif üye eğitimlerinin ikinci kademesinde verilen toplumsal cinsiyet eğitimleri, daha sonra temsilci eğitimlerinde de başlatıldı. "Toplumdan kaynaklanan daha çok da kadınların siyasal, toplumsal yaşamda, çalışma yaşamında ve sendikal örgütlenmede önlerini kesen cinsiyet temelli eşitsizlikleri ortadan kaldırarak, aktifleşmelerini sağlamak ve kadın erkek eşitliğini kurarak örgütün demokratikleşmesine ve genişlemesine katkıda bulunmak" amaçlarıyla 11 yıldır verilen  toplumsal cinsiyet eğitimleri devam ediyor.

Bericap Grevi (24 Aralık 2010 - 20 Temmuz 2011)

Petrol-İş'te kadınların yoğun olarak yer aldığı, 89 işçinin katıldığı, sivil toplum örgütleri ve kadın hareketi tarafından  destek gören grevlerden birisi Gebze Şubesi'nde örgütlü, ünlü meşrubat firmalarına kapak üreten Bericap kapak fabrikasında yaşandı. 24 Aralık 2010 günü 16.00 - 24.00 vardiyası başlamadan işin durdurulmasıyla başlayan, 209 günlük direnişten sonra 20 Temmuz 2011'de sona eren grev işçilerin tazminatlarını almalarıyla sonuçlandı. Grevci kadınlardan Müzeyyen Karabatak'ın yaptığı şu konuşma, kadınların grevde gösterdikleri üstün çabayı göstermesi bakımından önem taşıyor:

"Direnişte kadınların önemi her zaman sizler tarafından belirtiliyor. Bu gerçekten doğru. Bizler 24 saat içinde o kadar çok parçalara bölünüyoruz ki. Erkek arkadaşlar, kardeşlerimiz buradan eve gittiklerinde hazır sofraya oturuyor, sıcak bir eve dönüyorlar. Yani her şey hazır, dört dörtlük bir ortama oturuyorlar. Fakat biz öyle değiliz. Biz eve gittikten sonra, ikinci bir mücadeleyi de evlerimizde veriyoruz. Çünkü bizlere buradaki süreçte destek olan çocuklarımızın bizlere ihtiyacı var. Eşlerimizin bizlere ihtiyacı var. Yani biz burada kar, kış, soğuk demedik. Hiçbir zaman yılmadık, hiçbir zaman da azmimizi kaybetmedik. Hatta kaybetme aşamasında bile, yoğun baskılar altında kaldığımız süreler içerisinde bile, biz her zaman en önde giderek arkadaşlarımıza moral olmaya, destek olmaya çalıştık ve burada daha bir güçlü konuma geldik."

Tüzükte Kadın-Erkek Eşitliği Hükümleri (Eylül 2011)

Eylül 2011, Petrol-iş'te toplumsal cinsiyet eşitliği açısından önemli tüzük değişiklikleri gerçekleştirildi:

"Madde 2 Sendikanın Amacı: e) Dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin, çalışmanın toplum yaşayışındaki yerini ve önemini kavramış, bu konudaki hak ve görevlerinin bilincine varmış bir üye topluluğu oluşturmak için çalışır. j) Kadın, çocuk ve engelli çalışanların korunması için, yasal mevzuatın gelişmesine, bu konuda üyelerinin ve toplumsal duyarlılığın artmasına yönelik çalışmalar yapar.

Madde 4 Sendikanın Görev ve Yetkileri: p) Kadın-erkek eşitliğini savunmak, bu eşitliğin inşası için evde, işyerinde ve sendikada gereken her türlü önlemin alınması ve uygulanması için çaba sarfetmek, bu amaçla kadın büroları ve komisyonları kurmak, kadına yönelik evde, işyerinde ve sendikada her türlü şiddete karşı mücadele etmek." r) Faaliyetlerinden yararlanmada üyeleri arasında eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasaklarına uyar. Faaliyetlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetir.

Madde 23 Merkez Yönetim Kurulu'nun Görev ve Yetkileri: 19) Gelirinin % 10'undan az olmamak üzere üyeleri için mesleki eğitim, bilgi ve deneyim kazandırıcı çalışmalarda bulunmak, kurs ve konferanslar, kültürel, sağlık, spor faaliyetleri ve etkinlikleri düzenlemek. kadın-erkek eşitliğini sağlamak amacıyla toplumsal cinsiyet eğitimleri vermek. Bu faaliyetleri için, gerekli teknik ve mesleki eğitim tesisleri kiralamak, kurmak, vakıf ve enstitülerin kurulması için çalışma yapmak, kadın büroları ve komisyonları kurmak, lokal açmak. Üyelerinin, eşlerinin ve çocuklarının kişisel gelişimlerine katkıda bulunacak eğitim, folklor, müzik, tiyatro ve benzeri kursları düzenlemek,

Madde 123 Disiplin Cezaları: Merkez ile şube disiplin kurulları, Sendika Anatüzüğüne uymayan, Sendika tüzelkişiliği aleyhinde faaliyet gösteren, Sendikanın ilkelerine, amaçlarına ve hedeflerine aykırı davrananlar ile kadına yönelik cinsel taciz, mobbing ve şiddet uygulayanlar hakkında disiplin kovuşturması yapar. Kadınlara yönelik şikayetlerde, şikayetçi kadının beyanı esastır, karşı taraf aksini ispatla yükümlüdür."

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Toplusözleşmelerde

2011'de gerçekleştirilen ve toplumsal cinsiyet eşitliğini amaçlayan tüzük değişikliğine dayanarak, kadınların yoğun olarak çalıştığı işyerlerinde imzalanan toplusözleşmelere de eşitliği düzenleyen hükümler eklenmiştir. Kadınlara ilişkin toplusözleşme hükümleri "Kadın Erkek Eşitliğine İlişkin Düzenleme", "İşçinin Kişiliğinin Korunması (Mobbing)", "Cinsiyet Eşitliği", "Kreş" ve "Kreş Yardımı" başlıkları altında düzenlenmiştir.

 

IndustriALL Türkiye Kadın Ağı Kuruldu (2015)

İlk faaliyet döneminde Petrol-İş'in eşbaşkanlık yaptığı IndustriALL Türkiye Kadın Ağı, 2015 yılında kuruldu. IndustriALL Türkiye üyesi sendikalarda yönetici, temsilci, üye veya uzman kadınların biraraya gelmesiyle gerçekleştirilen ve sendikalarda kadınların görünürlüğünü arttırmaya ve kadın-erkek eşitliğini sağlamaya yönelik etkinlik ve faaliyetler devam etmektedir.

 

Kadına Yönelik Şiddet ve Tacize Karşı Küresel Sendika Taahhütnamesi İmzalandı (Mart 2018)

Petrol-İş 140 ülkede madencilik, enerji ve imalat (metal, kimya, deri, tekstil vs.) sektöründe 50 milyon işçiyi temsil eden küresel sendika IndustriALL'un Kasım 2017'de "Kadına Yönelik Şiddet ve Tacize HEM İŞYERİMİZDE, HEM DE SENDİKAMIZDA HAYIR!" başlığıyla imzaya açtığı ve işyerinde kadınlara yönelik şiddeti, işçi haklarını, güvenliğini, sağlığını ve onurunu etkileyen temel bir sendikal sorun olarak tanımlayan Küresel Sendika Taahhütnamesi'ni imzaladı.

Flormar Direnişi "Flormar Değil Direniş Güzelleştirir" (15 Mayıs 2018 - 8 Mart 2019)

15 Mayıs 2018'de başlayan ve çoğunluğu kadın 132 işçinin katıldığı grevin başlıca sebepleri işverenin sendikal hakları reddetmesi, düşük ücretler, kadın işçilere yönelik cinsiyetçi tutumlar ve insana yakışır iş koşullarının sağlanmamasıdır. İş güvenliği tedbirlerinin eksikliği de işçilerin değişmesini istediği noktalardan birisiydi. Hem ulusal hem uluslarası platformlarda sendikalardan, siyasi çevrelerden, sivil toplum örgütlerinden ve kadın hareketinden büyük destek gören direniş, 297 gün devam ettikten sonra 8 Mart 2019 tarihinde anlaşmaya varılmasıyla sona erdi.

8 Mart'ın Tarihçesini Hatalarından Arındırdık (Şubat 2020)

Şubat 2020'de yayınlanan "8 Mart'ın Tarihçesi: Geçmişten Günümüze Kadın Emeği Mücadelesine Kısa Bir Bakış" adlı kitabımızla, bugüne kadar hem dünyada hem ülkemizde yaygın olarak yapılan tarihçe hatalarını gün yüzüne çıkardık, kadınların uluslararası mücadele ve dayanışma günü 8 Mart'ın hatalarından arındırılmış doğru tarihçesini yeniden yayınladık.  

Günümüz ve Petrol-İş'li Kadınlar

Yetmiş yıllık tarihi boyunca, yüzde 10'u aşmayan Petrol-İş kadın oranı, son dönemlerde plastik ve kompozit malzeme işkolunda, kadın işçilerin yoğunlukta olduğu işyerlerinin katılımıyla yüzde 11'lere ulaşmıştır. Petrol-İş sendikasında, çoğu kauçuk ve plastik olmak üzere, ilaç, petrol, kimya ve kompozit işkollarında, yaklaşık 3700 kadın üyemiz bulunmaktadır.

Halen merkez ve şube yönetimlerinde kadın yöneticinin bulunmadığı, farklı işkollarında 7 kadın temsilcinin bulunduğu Petrol-İş Sendikası'nda, Gebze şubesinde Petrol-İş üyesi kadın işçilerden oluşan Kadın Komisyonu 4 Nisan 2016'dan beri faaliyetlerini sürdürmektedir.

Petrol-İş Kadın Dergisi'nin yayını ve toplumsal cinsiyet eğitimleri devam etmekte, IndustriALL Türkiye Kadın Ağı'nda faaliyetlerimiz ve ulusal - uluslararası düzeyde işbirliklerimiz tüm hızıyla devam etmektedir.

 

(Petrol-İş Kadın Dergisi, Sayı 64, Ekim 2020)