Petrol-İş Kadın Dergisi

"İşçilerin Haziranı"nda

 

İlk basımı Mayıs 2020'de gerçekleştirilen;  emek tarihi araştırmacısı, eski sendika uzmanı Zafer Aydın'ın Ayrıntı Yayınları'ndan çıkan, 15-16 Haziran 1970 eylemlerine katılanların tanıklıklarına, yazılı belgelere dayanarak hazırladığı yaklaşık 1000 sayfalık "İşçilerin Haziranı, 15-16 Haziran 1970" kitabında Petrol-İş Kadın Dergisi'nin 61. sayısında Tekel'den emekli Nezaket Erdoğan'la yaptığımız söyleşiye de yer verildi. "Hayatın Zorluklarına Çalışarak Direnen Tekel'den Emekli Nezaket Teyze: Daha da Anlatsam Roman Olur" başlıklı söyleşiyi okuyanlar hatırlayacaktır, Nezaket Erdoğan, katıldığı grevin 15-16 Haziran eylemleri olduğunu söyleşiyi yaptığımız sırada öğrenmişti.

 

Dergimizin Temmuz 2019 tarihli 61. sayısında yaptığımız bir söyleşide, abisi Otosan'da işçi olan ve onunla birlikte 16 Haziran'da eyleme katılan, o dönem Tekel'de çalışan Nezaket Erdoğan'ın eylem gününe ilişkin anlattıkları, "İşçilerin Haziranı" kitabında yer alan, o tarihte Maden-İş Otosan işyeri temsilcisi olan Mehmet Karaca'nın anlattıklarıyla birebir örtüşüyor. Nezaket Erdoğan'ın anlatımından önce, Mehmet Karaca'nın kitaptaki anlatımına yer verelim:

"Üsküdar'a indik, orada Tekel işyeri vardı. Otosan temsilcileri olarak, oraya girdik. İşçiler içeride çalışıyorlar mı, çalışmıyorlar mı bilmiyoruz ama kapının önüne yığılmış bir grup beyaz başörtülü kadın gördük. Panik halindeydi kadınlar. Kadınlar korku halindeydi. Meğerse orada kreş var, kreşte çocuğu olan kadınlarmış. Diğerleri çıkmış gitmiş. Boşaltmışlar kadınları. Çocuğu olan kadınlar gidememişler kalabalığı görünce. Anlattılar bize 'Çocuğumuz var' diye. 'Tamam, korkmayın, bir şey yok' dedik. 'Siz çocuklarınızın yanına gidin, müsait olduğunuz zaman evinize gidersiniz' dedik. Bu arada biz fabrikanın içine girdik, var olanları da çıkardık fabrikadan. Biz fabrikadan çıktık, baktık bizim kitle yeniden toplanmış. Biz Otosan'dan 2500 işçi filan gelmiştik, kitle dört beş bin kişiyi bulmuştu."

Kitapta, Nezaket Erdoğan'la yaptığımız söyleşiden alınan ilgili bölüm şu şekilde aktarılıyor:

"Nezaket Erdoğan, Mehmet Karaca'nın sözünü ettiği Üsküdar Tekel Deposu'nda çalışan, çocuk sahibi kadın işçilerden biriydi. 15 yaşında isteği dışında evlendirilen Nezaket Erdoğan, ailesinin İstanbul'a göç etmesinin ardından Tekel'de işçilik hayatına atılmıştı. 16 Haziran günü yaşananların ne olduğunun farkında değildi, ama eylemlerin içinde yer aldı. O gün yaşadıklarını Petrol-İş Kadın dergisinden Selgin Zırhlı Kaplan'a şöyle aktardı:

Biz greve çıktık bir kere, bak kaç sene oldu, nasıl çıktık anlatayım. Benim abim Otosan'da çalışıyordu. Otosan diye bir firma vardı, araba çıkarıyorlardı. Dediler ki bugün böyle böyle grev olacak, "hamileler gitmesin greve, kreşte çocuğu olan da gitmesin" dediler. O taraf bize baskın yaptı, arabalarla geldiler Tekel'e. Yalnız ustamız bize dedi ki "bir yerlere saklanın". Ama ben saklanmadım gittim, neden gittim, abim orada. Bir de bizim salonda genç bir kız vardı, eltimin kızkardeşi, baktım o da binip gidiyor arabaya. Arabalara bindik. Bindik, abim "korkma gel, bir şey olmayacak" dedi. Nasıl kıyarsın, ona bir şey olacaksa bana da olsun dedim, çocuğun varsa var. "Tamam abi" dedim, geldiler, çoğu kaçtı, ustalarımız bile kaçtı, inanamazsın. Herkes bir tarafa kaçtı. Ben abimi görünce bir de eltimin kızkardeşi Emine'yi, kulakları çınlasın, o zaman nişanlı daha, dedim ki "bu kız da gidiyor, abin de gidiyor, Nezaket boşver, çocuğumu alırım sonra". Oradan bindirdiler bizi arabalara. Kadıköy'e kadar bayraklar, sloganlar... Dükkanlar parçalanıyor, sokaktan insanlar girip bir şeyler alıyor, oradan Kadıköy'e kadar gittik.

Herkes grevdeydi, oradan Kadıköy'e gittik. Kadıköy karıştı, karman çorman oldu. Biz bayrakların altına girdik. Ondan sonra kimisi motorlarla karşıya gitti. Kimi sağa kaçtı, kimi sola kaçtı. Jandarma mı polis mi hatırlamıyorum, bize bayrağın altına girin dediler, Türk bayrağının. Türk bayrağının altına girdik. Ondan sonra kimisi motorla gitti kadın erkek bir taraflara, ben tek kaldım, "Allahım ne yapayım, nereye gideyim" derken bir yere sığındım. Biraz zaman geçip herkes dağılınca yürüye yürüye Kadıköy'den Numune hastanesine geldim. Hastaneden de doğru eve. Çocuğumu birisi almış eve getirmiş. arkadaşlarımız vardı, gideni geleni biliyordu herkes. Bakıcılar vardı, hangi çocuğun kimin olduğunu biliyorlar, orada bırakmıyorlar, yolluyorlar. Öyle günler de geçirdik."

Söyleşiye https://www.petrol-is.org.tr/kadindergisi/sayi61/nezaketteyze.htm linkinden ulaşılabilir.

 

(Petrol-İş Kadın Dergisi, Sayı 64, Kasım 2020)