TÜPRAŞ’DA

AYKIRILIKLARIYLA ŞÜPHELİ HALE GELEN İHALE SÜRECİ

 

                                                                                                                                15.01.2004

 

Tüpraş’ın % 65.76 oranındaki kamu hissesinin satış yöntemiyle blok olarak özelleştirilmesi ile ilgili ihale süreci, ÖİB’nin 07.06.2003 tarihli ilanı ile başlamıştır.

 

İhale ilanında ihalenin kapalı zarf içerisinde teklif almak ve görüşmeler yapmak suretiyle pazarlık usulü ile gerçekleştirileceği belirtilmiştir.

 

İlanda  belirtilen biçimde ihaleye çıkılmış ve teklifler alınmıştır. ÖİB 4046 sayılı Yasadaki aleniyet/şeffaflık ilkesine uymayarak teklif verenleri ve teklifleri uzun bir süre kamuoyuna açıklamamıştır.

 

Bu aykırılığa karşı sendikamızın, ÖİB başkanı ve ilgili kamu görevlileri aleyhine; 10.11.2003 tarihinde Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmasından sonra ancak ÖİB, teklif sahiplerini kamuoyuna açıklamak zorunda kalmıştır.

 

İhalenin sonuçlanacağı 13.01.2004  tarihinde, teklif veren Efremov Kautschuk Gmbh ve buna son dakikada eklenen Zorlu grubu ile diğer teklif sahibi Anadolu Ortak Girişim Grubu’nun da hazır olduğu bir ortamda, ÖİB yetkilileri ve Komisyon Başkanı Hasan Köktaş kapalı zarflarla sunulan teklifleri açarak, 1 milyar 302 milyon dolar olarak en yüksek teklifi veren Efremov GMBH grubunun ihaleyi kazandığını açıklamıştır.

 

ÖİB’nin kamuoyunda ciddi şüphelerin oluşmasına neden olan şu soruları açıklaması gerekmektedir.

 

1- İhalenin sonuçlanmasının bir gün öncesinde Efremov GMBH grubuna, % 50 pay ile ortak olacak şekilde Zorlu Holding’in ihale sürecine dahil olduğu açıklanmıştır. Bu nasıl mümkün olmuştur?

 

2-  İhale ilanında ihalenin pazarlık usulü esas olacak şekilde yapılacağı belirtilmesine karşın, tekliflerin  kapalı zarflar açıldıktan sonra hiçbir açık arttırmaya gidilmeden değerlendirilerek  ihalenin sonuçlandırılması doğru bir uygulama mıdır?

 

Süreci yakından takip eden, kamu yararını gözeterek özelleştirmeye kaşı çıkan  Petrol-İş Sendikası olarak, yaptığımız inceleme sonucunda, bu soruların yanıtlarının ihale sürecine gölge düşürecek nitelikte olduğu kanaatine ulaştık

 

  1. İhale 4046 sayılı Özelleştirme Yasası hükümlerine ve  bu Yasaya dayanılarak hazırlanan  şartnameye göre yapılmıştır.

 

07.06.2003 tarihli ihale şartnamesinin “Ortak Girişim Grubu” başlıklı 8.maddesinin(B) bendinde ihaleye teklif verme tarihinden sonra idare’nin(ÖİB) onayı olmaksızın ortak girişim grubu ortaklarından herhangi birisinin ayrılamayacağı ve ortaklık yapısında değişiklik  yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

 

Bu düzenlemeye göre, ihaleye teklif verildikten sonra, ancak ÖİB’nin onayı ile ortak girişim grubundan çıkılabilinir ve/veya ortaklık hisse yapısı değiştirilebilinir. Söz konusu madde yeni bir ortağın girişim grubuna dahil olmasını düzenlememiştir. Yani, ihaleye teklif verildikten sonra yeni bir şirketin ortak girişim grubuna dahil olması ÖİB’nin  onayı ile mümkün değildir.

Bu durum son derece doğal bir düzenlemedir.

Çünkü, ÖİB, teklifleri değerlendirirken ihaleye katılan şirket ya da grubu da inceleyerek, yeterli olup olmadığını değerlendirmektedir. Sonradan yeni bir grubun ihale sürecine dahil olması, yeni katılacak olan şirketin değerlendirilmesini imkansız kılacaktır.

 

Bu nedenle Zorlu Grubu’nun ihalenin sonuçlanacağı son gün ortak girişim grubuna dahil olması,  buna onay verilmesi ve ihalenin bu gruba bırakılması 4046 sayılı Yasa ve İhale Şartnamesine açık bir şekilde aykırıdır.

 

2-  Başta da belirtildiği gibi, ihale yöntemi “kapalı zarf içinde teklif almak ve görüşmeler yapmak suretiyle pazarlık usulü” olarak belirlenmiştir.

 

4046 sayılı Yasanın 18.maddesinde, ihale ilanı ve ihale şartnamesinde, kamu hisselerinin blok olarak satışına dair ihalelerde pazarlık usulünün uygulanacağı açık bir şekilde yazılıdır.

 

Bu usulün uygulanışına ilişkin Yasa hükmü ise aşağıdaki biçimde düzenlenmiştir.

 

“Pazarlık usulü ihalelere birden fazla teklif sahibinden zarf içerisinde teklif almak şartıyla başlanabilir. Teklif sahipleri ile birden fazla pazarlık görüşmesi yapılabilir. Pazarlık görüşmeleri teklif sahipleri ile ayrı ayrı yapılır. Pazarlık görüşmelerinin, ihalenin herhangi bir aşamasında pazarlık görüşmelerine  devam eden teklif sahipleri ile müştereken yapılmasına komisyonca karar verilebilir. Komisyonca, pazarlık görüşmeleri sırasında ortaya çıkabilecek yeni durumlar karşısında, rekabete engel teşkil etmemek, ihale ilanında ve/veya şartnamede yer alan hususlara aykırı olmamak ve pazarlık  görüşmelerine devam eden teklif sahiplerine eşit olarak uygulanmak kaydı ile yeni esaslar belirlenebilir. Komisyona gerekli görüldüğü takdirde ihale, pazarlık görüşmesine devam edilen teklif sahiplerinin katılımı  ile açık artırma suretiyle sonuçlandırılabilir. Bu husus ilande ve/veya şartnamede belirtilir. Görüşmeler komisyon tarafından bir tutanakla tespit edilir, tutanak komisyon üyeleri ve teklif sahiplerince imzalanır.”

Düzenlemeden anlaşılacağı üzere, gerekli hallerde, açık arttırma ile ihalenin sonuçlandırılması esastır.

 

Kaldı ki, ÖİB tarafından hazırlanan ihale şartnamesinin 2.sayfasındaki grafikte, birebir görüşmeler ve pazarlık sürecinin sonunda “açık arttırma” yapılarak ihale sürecinin sonuçlandırılacağı belirtilmektedir.

 

13.01.2004 tarihli ihale de bu uygulama göz ardı edilmiştir. Kapalı zarflar açılmış, teklif veren şirket ve teklifi duyurularak ihale sonuçlandırılmıştır. Diğer grubun teklif tutarının kamuoyuna açıklanması gereği bile duyulmamıştır.

 

Kamuoyundan öğrenildiği kadarıyla Anadolu Ortak Girişim Grubunun teklifi ise

1 milyar 216 milyon dolar olup, ihaleyi kazanan grubun teklifine çok yakındır. Açık arttırma usulünün gerçekleştirilmesi halinde teklif tutarı yükseltilecekken, ihalenin sonuçlandırılması nedeniyle fiyat düşük kalmıştır.

 

Her ne  kadar yasal düzenlemenin idareye takdir hakkı verdiği düşünülürse de, satılan bir kamu varlığıdır, kamu mülkiyetinin korunması söz konusudur ve daha yüksek bir bedel belirlenmesi imkanı mevcutken İhale Komisyonu’nun bu imkanı göz ardı ederek ihaleyi sonuçlandırmış olması açık bir şekilde kamu zararına neden olmuştur.

 

Bu iki husus, ÖİB’nin yaptığı ihalenin yasal düzenlemelere aykırı olduğunu ortaya koymaktadır. ÖİB, kamuoyu nezdinde zan altındadır. İhalenin başından bu yana yapılanlar(yasalara aykırı gizlilik, örtülü uygulamalar) ve sonuçlandırılış şekli idareyi ve bu ihaleyi ısrarla gerçekleştirmek isteyenlerin niyetlerinin sorgulanmasını gerektirir niteliktedir.

 

Petrol-İş Sendikası olarak, bu aykırılıklar nedeniyle gerekli her türlü hukuki girişimde bulunacağımızı, halen Ankara 12.İdare Mahkemesinde devam eden davanın yanı sıra, ihalenin sonuçlandırılış şekli ile ilgili ÖİB yetkilileri aleyhine suç duyurusunda bulunulması dahil her türlü yolun deneneceğini kamuoyunun bilgisine sunarız

 

İhalenin bu haliyle ÖYK tarafından sonuçlandırılması halinde; sendikamız tarafından açılacak dava, kamu mülkiyetinin korunması içerikli olacağından ilgili her kişi ve kurumun davaya katılımını da bekliyoruz.

 

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

                                                                    Merkez Yönetim Kurulu adına

                                                                            Mustafa Öztaşkın

                                                                                Genel Başkan