İşsizlik hızla artıyor!

 

TOPLUMSAL YIKIM KAPIDA

 

16.03.2009

 

Ülkemiz uzun bir süre krizin “teğet” geçip geçmeyeceği tartışmalarıyla oyalanmış, krize karşı önlem alınmak yerine seçimlere dönük siyasal rant hesaplarıyla emekçi halkımızın gerçek sorunları görmezden gelinmiştir. Oysa Türkiye, hızla siyasal, ekonomik ve toplumsal bir yıkıma doğru sürüklenmektedir.

 

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı her yeni veri, karanlık tabloyu biraz daha ortaya çıkarmaktadır.

 

İşsizliğe ilişkin açıklanan son verilere göre, Aralık 2008'de işsizlik oranı geçen yıla göre 3 puanlık bir artışla %13,6'ya çıkmıştır. İşsiz sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre 838 bin kişi artarak, 3 milyon 274 bin kişiye ulaşmıştır.

 

Resmi işsizlik rakamları için daha sağlıklı bir gösterge olan tarım dışı işsizlik oranı ise %17,3'e çıkarak, Cumhuriyet tarihinin en yüksek düzeylerini görmüştür.

 

Genci yaşlısı, halkımız umudunu yitiriyor...

Bir önceki yıl %20,6 olan genç nüfustaki işsizlik oranı, %25,7'ye kadar yükselmiştir. Resmi rakamlara göre, 1 milyon 85 bin genç işsiz durumdadır. Her üç işsizden birini de, 15-24 yaş arası gençler oluşturmaktadır.

 

Türkiye, yanlış ekonomik politikalarda ısrar eden hükümet eliyle gençlerine ve geleceğine sahip çıkmayan bir toplum haline gelmektedir.

 

Ayrıca, işgücü içerisine dahil edilmeyen 26 milyon 330 bin kişilik nüfusun, 817 binini iş bulma ümidi kalmayanlar oluşturmaktadır. Krizin etkisini göstermeye başladığı Ağustos'tan Aralık ayına kadar, ümidini yitirenler 276 bin kişi artış göstermiştir. Yani halkımızın giderek daha büyük bir kısmı, yaşamak için dağıtılacak yardımları bekler duruma gelmiştir...

 

İş aramayan ancak çalışmaya hazır olanların sayısı ise toplamda 2 milyon 298 bin kişidir. Bu nüfus kesimi, işsizlere dahil edilmemektedir.

 

Gerçek işsizlik %22,4

Ülkemizde işsizliğin gerçek boyutlarını anlayabilmek için resmi işsizlik hesaplaması yerine, “geniş işsizlik” tanımı yapılarak işsizlik oranının bulunması daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Buna göre, resmi işsiz tanımına, iş bulmaktan ümidi kalmayanları, iş aramayıp çalışmaya hazır olanları, düzensiz çalışan ve her an işsiz kalma riski taşıyan mevsimlik çalışanları ve eksik istihdam edilmiş nüfusu eklemek gerekmektedir.

 

Bu şekilde yapılan hesaplamaya göre (açıklanmayan eksik istihdam dışarıda bırakıldığında), gerçek işsiz sayısı 2008 yılının Aralık ayında 5 milyon 998 bin kişiye, işsizlik oranı ise %22,4'e ulaşmaktadır.

 

İşgücü verilerinin işaret ettiği bir diğer gerçek ise umutsuzluğu ve karamsarlığı artan halkımızın, çareyi köyüne geri dönmekte arar hale gelmesidir. Yıllardır ülkemiz sanayileşmesinin en önemli göstergesi olan kırdan kente göç süreci, krizle birlikte tersine dönmüştür. 2008 yılında istihdam içerisinde tarım sektörünün payı önceki yılların aksine artmış, sanayi sektörü payı 1,3 puan azalmıştır.

 

Hükümetin çözümü sadaka ekonomisi

Dünyanın birçok ülkesinde krize karşı önlemler alınırken, AKP hükümeti geçici önlemler dışında, henüz yıkımı hafifletecek kapsamlı bir paket açıklamış değildir. Bunun yerine hükümet, işsizlik ve yoksulluğu bir gerçeklik olarak kabul etmeyi ve “sadaka kültürü”nü yaygınlaştırmayı tercih etmektedir. İşsizlik ve yoksulluğun ortadan kaldırılması yönünde adım atılmamakta, emekçi halkımızın krizle birlikte derinleşen yoksulluğu siyasal rant uğruna istismar edilmektedir.

 

Bugün, herkes Cumhuriyet tarihinin en şiddetli krizine bir sorumlu aramaktadır. Krize karşı önlem alması gereken hükümet, dünyada yaşanan krize işaret etmekte; işverenler ise işçilerden fedakarlık beklemektedir.

 

Tartışılamayacak tek şey, krizin sonuçlarından en ağır şekilde etkilenen emekçilerin krizin oluşmasında en küçük sorumluluklarının dahi olmadığı gerçeğidir.

 

Sendikamız, ülkemizde fabrikaları çalışmaz hale sokan, işçileri kapı önüne koyan ve halkı açlığa mahkum eden krizden çıkış yolunun, emekten yana politikalar ve sosyal devlet uygulamaları olduğunu uzun süredir dile getirmektedir.

 

Bu açıdan yerel seçimler, hükümetin piyasacı uygulamalarına karşı güçlü bir uyarı yapılması ve ülke sorunlarına ilişkin emek eksenli çözümlerin gündeme getirilmesi için önemli bir olanaktır.

 

Yaklaşan 1 Mayıs'ta ise emek örgütlerinin güçlerini birleştirerek, ülkemizin sürüklendiği ekonomik ve toplumsal yıkımın sorumluları ile sermaye yanlısı politikalara karşı kuvvetli bir uyarı vermesi gerekmektedir.

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

Merkez Yönetim Kurulu adına

Mustafa Öztaşkın

Genel Başkan