“Avrupa Sosyal Forumu” Berlin'de toplandı

 

17 Eylül 2008'de İsveç'in Malmö kentinde yapılacak olan Avrupa Sosyal Forumu (ASF) için hazırlık toplantısı 22-24 Şubat 2008 tarihinde Almanya'nın başkenti Berlin'de bulunan “Rosa Lüxemburg Vakfı” merkezinde yapıldı. Toplantıda geçmişteki faaliyetler değerlendirildi, gelecekte yapılacak çalışmalar için bir yol haritası çizildi. Malmö'de 17-21 Eylül 2008'de yapılacak 5. Avrupa Sosyal Forumu'nun programına ilişkin detaylar tartışıldı. Toplantıda alınan kararlardan biri -belki de en önemlisi- de 6. ASF'nin 2010 yılında İstanbul'da yapılması idi. İstanbul'un, AB tarafından “2010 - Avrupa Kültür Başkenti” ilan edildiği de düşünülürse, 2010 yılı hem İstanbul hem de ülkemiz açısından hayli önemli bir yıl olacağa benziyor!

 

Mücadelenin küreselleşmesi: Dünya Sosyal Forumu


Avrupa Sosyal Forumu, 2007 yılında Nairobi'de (Kenya) yedincisi düzenlenen “Dünya Sosyal Forumu” sürecinin bir parçasıdır. Dünya Sosyal Forumu (DSF), uyguladığı neo-liberal politikalarla yoksulluğu, açlığı ve adaletsizliği artıran, hatta doğayı yok olmaya doğru hızla sürükleyen kapitalizme ve emperyalizme karşı mücadele etmek için oluşturuldu.

Dünyanın dört bir yanından bir araya gelerek “başka bir dünya mümkün!” diyen emek ve meslek örgütlerinin, sosyal hareketlerin, ağların, demokratik kitle örgütlerinin ve diğer sivil toplum örgütlerinin 2001’deki ilk buluşmasından bu yana, neo-liberal politikalara alternatifler aranıyor, başka bir dünyanın somut olarak nasıl yaratılabileceğine kafa yoruluyor.


Avrupa Sosyal Forumu

 

Bu sürece katkı koymak, çözüm önerileri geliştirmek, deneyimleri özgürce paylaşmak ve etkili bir eylem ağı geliştirmek de Avrupa Sosyal Forumu'nun temel amaçları arasında yer alıyor. ASF; aralarında Türkiye'nin de bulunduğu Avrupa'nın birçok ülkesinden sendika, meslek odası ve demokratik kitle örgütünün katılımıyla oluşturulmuş, ancak bireysel katılımlara da açık olan; sermayenin küresel saldırısına karşı emeğin küresel direnişinin örgütlenmesi ve mücadele yöntemlerinin geliştirilmesini temel amaç edinmiş geniş bir platformdur.

Yine yoksulluğa, savaşa karşı barışı savunmak, emperyalizme karşı mücadele etmek, Avrupa politikalarının belirlenmesinde yasal ve meşru yöntemlerle sürece dahil olmak ve bu çerçevede gerek emek - meslek örgütleri, gerekse demokratik kitle örgütlerinin kendi içerisinde bir ağ oluşturmasını sağlamak Avrupa Sosyal Forumu'nun amaçları arasında yer alıyor.


İlki 2002 yılında İtalya'nın Floransa, ikincisi 2003'de Fransa'nın Paris, üçüncüsü 2004'de İngiltere'nin Londra, dördüncüsü 2006 yılında Yunanistan'ın Atina kentinde düzenlenen forumların ardından, 5. Avrupa Sosyal Forumu 2008 - Eylül ortalarında İsveç'in Malmö kentinde düzenlenecek.


Hazırlık toplantılarına ve faaliyetlerine birçok sendikanın katıldığı foruma Türkiye'den sendikamız Petrol-İş de aktif olarak katılıyor.

Petrol-İş, gerek Türkiye'de yapılan hazırlık toplantılarında, gerekse Avrupa'da yapılan toplantılarda, ASF'nin “Emek ve Küreselleşme Ağı”nda faaliyet gösteriyor.

 

Berlin'de yapılan hazırlık toplantısında, çalışmaların daha da hızlandırılması ve ayrıntılandırılması amacıyla bu ağ belirli alanlara ayrıldı. Ağın “Küreselleşmenin Sendikalar Üzerindeki Etkileri” alanında yer alan Petrol-İş açısından bu durum, uluslararası sendikal dayanışma kapsamında sendikal ağlar oluşturulması ve web üzerinden günlük gelişmeler konusunda deneyim alış-verişi yapılması açısından uluslararası alanda atılmış önemli bir adımdır.

 

Başka bir dünya mümkün!

 

Avrupa Sosyal Forumu'nunda CGT, IG Metall gibi sendikaların yanında Attack gibi anti-kapitalist hareketler de bulunuyor. Türkiye'den ise TMMOB, İSMMMO (İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası) gibi meslek örgütleri; KESK, DİSK, Petrol-İş gibi sendikalar ve konfederasyonlar ile Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu gibi demokratik kitle örgütleri Forum'un faaliyetlerini destekliyor.


Berlin'de yapılan toplantıda Türkiye Sosyal Forumu adına konuşan TMMOB İkinci Başkanı Hüseyin Yeşil, gerek Türkiye'den gerekse dünyadan sendikaların bu sürece katılmalarının, neo-liberal politikalara (özelleştirme, kuralsızlaştırma, düzensiz istihdam vb. gibi) karşı verilecek mücadele açısından önemli olduğunu belirtti.


Sendikalar ve emekten yana olan örgütler arasındaki iletişimin ve bilgi paylaşımının artırılması dünya ekonomisini yöneten çokuluslu şirketler (ÇUŞ) ile mücadelede önemli bir adım. ÇUŞ “üretim zincirleri”nde yer alan firmaların birçok ülkede farklı isimler altında üretim yapıyor olması bu şirketlerde örgütlenmenin ayaklarından birinin de uluslararası sendikal dayanışma olduğunu gösteriyor. ÇUŞ'lar ile mücadelede daha ileri adımların atılması, emeğin yanında olan bütün örgütlerin sınırları aşan dayanışması ve işbirliği ile mümkün olacaktır.